PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 'Mikropkaya' yaşamın en eski kanıtı



Mustafa Çakırlı
01-29-2008, 10:28
'Mikropkaya' yaşamın en eski kanıtı
Paris (AA)- Bilim adamları, 2,7 milyar yaşındaki kayalarda mikroorganizma izleri tespit ederek, en eski mikrobiyolojik izlerin milyarlarca yıl öncesine uzandığını doğruladılar.

Paris'teki Küresel Fizik Enstitüsü mensuplarının İngiliz Nature Geoscience dergisinde yayınladıkları araştırmada, Avustralya'daki fosilleşmiş canlı kalıntılarından oluşan ve "stromatolit" adı verilen kayalar üzerinde yapılan keşfin, mikropların bu eski kaya oluşumlarındaki "aracılığının resmi kanıtı" olduğu belirtildi.

Avustralyalı ve Kanadalı bilim adamları da 2006'da, 3,4 milyar yaşında stromatolitler keşfetmiş ve bunların kökenlerinin mikroplara değgin olduğu sonucuna ulaşmışlardı. Stromatolitler, bakterilerin çıkardığı karbondioksitle çamur tortularının katmanlaşarak birikmesiyle oluşuyor.

Fransız araştırmacıların bilimsel makalelerine göre, bilim dünyasının büyük bölümü, son yıllarda yapılan araştırmalar ışığında, stromatolit fosillerin, bugünkü çevresel koşullarda olduğu gibi, "fotosentetik mikroorganizmaların faaliyeti" sonucu oluştuklarını düşünüyor.

Araştırmacılar, Avustralya'nın Tumbiana bölgesindeki kayalarda, "aragon nanokristalleri içeren organik minik kabarcıklar" keşfettiklerini ve bunları analiz ettiklerini belirterek, bugünkü bakterilerin kökeninin, mikroorganizmaların ölümünden sonra çabucak kalsite dönüşen, son derece değişken kalsiyum karbonatın çokbiçimli hali olan aragonit çökeltisi olduğuna dikkat çektiler.

Bilim çevreleri, Dünya üzerindeki ilk yaşam belirtisinin ve bunun biçiminin tarihlendirilmesinin, Mars gibi diğer gezegenlerdeki olası yaşam izlerinin araştırılması için özellikle önemli olduğuna işaret ediyor.

Mustafa Çakırlı
01-29-2008, 10:29
'2007 TU24'ün dünyaya çarpma tehlikesi yok
WASHINGTON (AA)- Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) 29 şubatta bir asteroidin Dünya'nın çok yakınından geçeceğini, çarpma tehlikesinin bulunmadığını açıkladı.

NASA açıklamasında, 11 Ekim 2007'de NASA'daki bilim adamları tarafından keşfedilen asteroidin 150 ila 610 metre boyundaki asteroid'in gezegenimize 550 bin kilometre yakından geçeceği ve amatörler tarafından (29 Şubat TSİ 07.33'te) açık bir havada teleskopla izlenebileceği kaydedildi.

Açıklamada, "2007 TU24, 2027'den önce bu boyda Dünya'ya bu kadar yakın geçecek tek asteroid olacak" denildi ve Dünya'ya çarpma tehlikesi bulunmadığı ve endişe etmeye gerek olmadığı, tersine gözlem yapmak için bunun çok iyi bir fırsat olduğu kaydedildi.

2007 TU24'ün Dünya'nın yakınından geçişi, bir başka asteroidin Mars yakınından geçmesinden bir gün önce gerçekleşecek. NASA, ilk hesaplamalarında, 2005 WD5 adı verilen bu asteroidin Mars'a çarpma olasılığını 25'te bir olarak açıklamıştı.

Mustafa Çakırlı
01-29-2008, 10:30
Türk denizleri 3 bin canlı türünü barındırıyor
Ankara (AA)- Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve TÜBİTAK tarafından desteklenen, ''Türkiye Denizleri Faunası Veritabanı Projesi'', Türkiye denizlerinde 3 binin üzerinde hayvan türünün tanımlandığını ortaya koydu.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan, ''Türkiye Çevre Durum Raporu''nda, Akdeniz'de 388, Ege Denizi'nde 389, Karadeniz'de ise 151 tür balık türü yaşadığı ifade edildi.Raporda, Karadeniz faunasında yaşamını sürdüren Mersin Balığı'nın, 200 milyon yıllık tür yaşam süresi ile biyolojik zenginliğin en önemli halkaları arasında yer aldığı belirtildi.

Mersin Balığı dışında, ekonomik değeri olan hamsi, istavrit, palamut, lüfer, çaca, kalkan, mezgit ve deniz alabalığı gibi türleri de fauna envanterinde barındıran Karadeniz sularında ayrıca, bin 619 tür mantar, alg ve yüksek su bitkisi ile bin 983 omurgasız tür yaşamını sürdürüyor. Raporda, Karadeniz'de kirlilik, aşırı avlanma, ötrofikasyon ve habitat değişikliği gibi nedenlerden dolayı ticari önemi olan balık türü sayısının 20'den 6'ya düştüğü ifade edildi.

Karadeniz'de fauna açısından en önemli tehlikelerden birinin, ''yabancı türler'' olduğu vurgulanan raporda, bu türlerden, ''taraklı deniz anası''nın hamsi stokları, ''deniz salyangozu''nun ise midye stokları üzerinde olumsuz etkilerinin bulunduğu belirtildi.

Raporda, birçok balık türünün yumurtlama merkezi olan Marmara'da, son yıllarda aşırı avlanma ve kirlilik yüzünden balık faunasının olumsuz etkilendiği ifade edildi.
Ege'nin derin sularından toplanan sünger populasyonlarında da son yıllarda azalma görüldüğü vurgulandı. Raporda, Akdeniz'deki balık türü çeşitliliğinin diğer denizlere göre daha fazla olduğu ifade edildi.

Akdeniz'de balık türlerinden çipura, levrek, trança, yılan balığı, mercan, kum köpek balığı, müren, denizatı, kılıç balığı, ton, orkinos, kefal, iskarmoz, izmarit, kabuklu deniz canlılarından akivades, istiridye, tarak, eklem bacaklılardan karides, ıstakoz, kafadan bacaklılar familyasından ise ahtapot ve mürekkep balığı bulunuyor..